Abdurrahman Es-Sodais - Fatiha S



 

Mehmet Emin Ay




AMENTÜ - yitik zaman - Blogcu



yitik zaman

Tanım

NERDEYİM


Bağlantılarım

» Ana Sayfa
» Profilim
» Arşiv
» Arkadaşlarım

AMENTÜ

Amentü

 

Insan

esref-i mahlûkattir derdi babam

bu sözün sözler içinde bir yeri vardi

ama bir eylül günü bilek damarlarimi kestigim zaman

bu söz asil anlamini kavradi

geçti çivginlarin, çibanlarin, reklamlarin arasindan

geçti tarih denilen tamahkâr tüccari

kararmis rakamlarin yariklarindan sizarak

bu söz yüregime kadar alçaldi

damar kesildi, kandir akacak

ama kan kesilince damardan sicak

simsicak kelimeler bosandi

ask için karnima ve gögsüme

ölüm için yüregime sürdügüm ecza uçtu birden

ask ve ölüm bana yeniden

su ve ates ve toprak

yeniden yorumlandi.

 

Dilce susup

bedence konusulan bir çagda

biliyorum kolay anlasilmiyacak

kanatlari kara fücur çiçekleri açmis olan dünyanin

yanik yagda bogulan yapilarin arasinda

delirmek hakkini elde bulundurmak

rahma çagdas terimlerle yanasmak için

bana deha degil

belgeler gerekli

kanitlar, ifadeler, resmi mühür ve imza

gençken

pespese kaç gece yillarca

aciyan, yumusak yerlerime yaslanip uçardim

bilmezdim neden bazi saatler

alaturka vakitlere ayarli

neden karpuz sergilerinde lüküs yanar

yazgi desem

kötü bir sey dokunmus olurdu sanki dudaklarima

Tokat

aklima niye gelmezdi

babam onbesli olmasa.

 

Meyan kökü kazarmis babam kirlarda

ben o yasta koltugumda kitaplar

isaret parmagimda zincir, cebimde sedef çaki

cebimde kirlangiçlar çilginlik sayfalari

kafamda yasak düsünceler, Gide mesela.

Kar yagarken kirlenen bir seydi benim yüzüm

her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana

gecenin anlami tikansin diye islik çalar

resimli bir kitaptan çalardim hayatimi

oysa hergün

merkep kiralayip da kazilan kökleri

Forbes firmasina satan babamdi.

 

Budur

iste bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku

iste sehirleri bayindir gösteren yalan

iste mevsimlerin degistigi yerde buharlasan

kelepçeler, sürgünler, gençlik acilariyla

güçbela kurdugum cümle iste bu;

ten kaygusu yüklü agir bir haç tasimaktan

tenimin olanca agirligi yok oldu.

Solgun evler, ölü bir dag, iyice solmus dudak

bile bir bir çinlayan

ihtilal haberidir

ve gecenin gümüs ipliklerden islenmis olusu

nisan aylari gelince vücudu hafifletir

sahlanan grevler için kahkahalarim küstah

bakislarim beyaz bulutlara karsi obur

marslara ayarlanmak hevesindeki sesim

gider sehre ve saraba yaltaklanarak

biraz aglayabilmek için

fotograflar çektirir

babam

seferberlikte mekkâredir.

 

Insanin

gölgesiyle tanimlandigi bir çagda

marslara düser belki birkaç sey açiklamak

belki ruhlarin gölgesi

düser de marslara

mümkün olur babami

varlik sancisiyla çagirmak:

Ezan sesi duyulmuyor

Haç dikilmis minbere

Kâfir Yunan bayrak asmis

Camilere, her yere

 

Öyle ise gel kardesim

Hep verelim elele

Patlatalim bombalari

Çanlar sussun her yerde

 

Çanlar sustu ve fakat

binlerce yilin yabancisi bir ses

degdi minarelere:Tanri uludur Tanri uludur

polistir babam

Cumhuriyetin bir kuludur

bense

anlamis degilim böyle maceralardan

ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur

yalniz

coskunlugu karsisinda içlendigim sadirvan

nüfus cüzdanimda tuhaf

ekmek damgasi durur

benim isim bulutlar arsinlamak gün boyu

etin islak tadina dogru

yavas yavas uyanmak

çocuk kemiklerinden yelkenler yapip

hirsiz cenazelerine bine bine

temiz döseklerin ürpertisinden çesme

korkak dualarindan cibinlikler kurarak

dokundugum banknotlardan tiksinmeyi itiraz

nakissiz yasamaklari

silâhlanmak sayarak

çikardim

bogaza tikanan lokmanin hartasini

çikinimda günesler halka dagitmak için

halki suvarmak bin saçlarimda bin irmak

ihtirdim caddeleri meger ki mezarlarmis

hazirmis zaten duvar sikilmis bir yumruga

fly Pan-Am

drink Coca-Cola

 

Tutun ve yüzlestirin hayatlari

biri kör bataklarin çirpinisinda kutsal

biri serkes ama oldukça da hakli.

Ölümler

ölümlere ulanmakta ustadir

hayatsa bir baska hayata karsi.

 

Orada

ask ve çocuk

birbirine katismaz

nasil katismiyorsa basaklara agustos sicagi

kendi tehlikesi pesinden gider insan

putlarin dahi damarindan

aktigi güne kadar

sürdürür yorucu kovalamacayi.

 

Hanidir görklü dünya dünyalar içre dogan?

Nerde, hangi yöremizde zihnin

tunç surlardan berkitilmis ülkesi

agzi bayat suyla çalkanmis çocuga rahim olan

parti brosürleri yoksa kafiyeler mi?

Hangi cisimdir açikça bilmek isterim

takvim yapraklarinin arasini dolduran

nedir o kati sey

ki gücü

gönlün dagdagasini durultacak?

Hayat

dört seyle kaimdir, derdi babam

su ve ates ve toprak.

Ve rüzgâr.

ona kendimi sonradan ben ekledim

pisirilmis çamurun zifiri korkusunu

ham yüregin pütürlerini geçtim

gövdemi alemlere zerkederek

varoldum kayrasiyla Varedenin

esref-i mahlûkat

nedir bildim.

 

(1974) 

.

Ismet Özel 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tarih: 09:21, 17/5/2006
Yorum yaz

HARİKA BİR ŞİİR

BEN MUTLULUĞUN AMENTÜSÜNE AŞK DİYORUM, SEVGİ DİYORUM...AŞKA AŞIK OLMAK VAR YA...İŞTE TÜM BİLİNMEYENLERİN ÇÖZÜMÜDÜR BU...O...AŞK...VEDUD..

Yazan: huznunyuzueylul Tarih: 2006-05-28 09:29:43, 2006-05-28 09:29:43

Bağlantı

YİTİK

ZAMANLAR...YİTİK DÜŞLER...NE KALDI YİTİRMEDİĞİMİZ...BELKİ HAYALLER...MUTLU OLMAK VE SEVMEK- SEVİLMEK...

Yazan: huznunyuzueylul Tarih: 2006-05-20 11:01:11, 2006-05-20 11:01:11

Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->